Aynı bölgede, aynı sektörde (eğitim-öğretim) faaliyet gösteren iki kurum arasındaki marka uyuşmazlığı, "müktesep hak" kavramının sınırlarını bir kez daha gündeme getirdi. Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, davalının 22 yıl önceki tescilinin yeni markasına otomatik olarak koruma sağlamayacağına hükmetti.
Dava Nasıl Başladı?
Davacı kurum, 2013 yılından itibaren kullandığı ibareyi 41. sınıfta (eğitim hizmetleri) tescil ettirmek için TÜRKPATENT'e başvurdu. Başvuru, davalıya ait önceki tarihli bir marka gerekçe gösterilerek reddedildi. Bunun üzerine davacı, davalının markasının hükümsüzlüğü istemiyle dava açtı.
Davalı ise cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava açtı: kendi markasının davacı tarafından ihlal edildiğini, davacının bu markayla aynı sektörde faaliyet göstererek tecavüzde bulunduğunu iddia etti ve yargılama sırasında talebini 1.000.000 TL'ye kadar ıslah etti.
Mahkemenin "Müktesep Hak" Değerlendirmesi
Marka hukukunda müktesep hak, bir markanın asli unsurlarının aynı hak sahibi tarafından sonraki başvurularda farklı kombinasyonlarla yeniden tescil edilebilmesini ifade eder. Ancak bunun için önceki markadaki ayırt edici unsurların sonraki markada da korunması gerekir.
Mahkeme, davalının 2002 yılında tescil ettirdiği markasını incelediğinde, bu markanın esas ayırt ediciliğini bir şekil unsurundan aldığını tespit etti. Davalının 2016 yılında tescil ettirdiği yeni markasında ise bu şekil unsuru tamamen kaldırılmıştı. Bilirkişi incelemesinde, davalının internet sitesindeki fiili kullanımlarında dahi eski markasının şekil unsurunu koruduğu görüldü — bu da yeni tescilin, eskisinin "yenilenmiş hali" değil, farklı bir marka olarak algılanacağı sonucunu doğurdu.
Bu tespit karşısında mahkeme, davalının 2002 tarihli tescilinin, hükümsüzlüğü istenen 2016 tarihli markası için müktesep hak teşkil etmediğine karar verdi.
Sonuç: Önceye Dayalı Kullanım Üstün Geldi
Dosyaya sunulan reklam ve tanıtım delilleri, davacının ihtilaf konusu ibareyi 2016 yılından itibaren, yani davalının marka başvuru tarihinden (07.04.2016) önce kullanmaya başladığını gösterdi. Tescil, marka üzerinde tek başına hak kazandırmaz; markayı ilk kullanan ve piyasada tanınır hale getiren kişi "gerçek hak sahibi" sayılır.
Mahkeme bu gerekçelerle davalının markasının SMK m. 6/3 ve 6/9 uyarınca hükümsüzlüğüne karar verdi. Karşı davadaki tecavüz ve tazminat talepleri ise, davacının kullanımının davalıdan önce başlaması nedeniyle reddedildi.
Sık Sorulan Sorular
Müktesep hak her zaman geçerli bir savunma mıdır?
Hayır. Müktesep hakkın kabul edilebilmesi için önceki markadaki asli/ayırt edici unsurların sonraki markada da korunması şarttır. Sadece aynı kişiye ait olmak yeterli değildir.
Tescilsiz kullanım, tescilli markaya karşı korunur mu?
Evet, SMK m. 6/3 uyarınca bir işareti tescilsiz olarak ilk kullanan ve piyasada tanınır hale getiren kişi, sonraki tarihli tescile karşı öncelik hakkına sahiptir.
Kaynak — Karar Künyesi: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi — E. 2023/13, K. 2024/237, K.T. 26.11.2024Taraf ve marka adları gizlilik gereği paylaşılmamıştır.
Kararın tam metnini görmek için tıklayın
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/13
KARAR NO : 2024/237
DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 17/05/2017
KARŞI DAVA : Markaya Tecavüzün Önlenmesi ile Maddi ve Manevi Tazminat
KARŞI DAVA TARİHİ : 21/06/2017
KARAR TARİHİ : 26/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/12/2024
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 29/04/2013 tarihinden itibaren eğitim sektöründe hizmet gösteren, alanının güvenilir ve başarılı eğitim ve öğretim kurumlarından olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda ticaret unvanını oluşturan "...." ibareli markanın 41. sınıfta tescili için TPMK'ya başvuruda bulunduğuinu, ancak bu başvurunun davalıya ait .... tescil numaralı marka gerekçe gösterilerek reddedildiğini, ancak ilgili ibarenin ilk kez müvekkilince oluşturulduğunu, aynı zamanda "...." ibaresinin müvekkilinin ticari unvanı olduğunu, müvekkilinin işbu ibare ile bilindiğini ve tanındığını, davalının da müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin ticari faaliyetlerinden de haberdar olduğunu, davalının hiçbir geçerli sebebi yok iken müvekkiline ait markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini tescil ettirmesinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına .... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA : Davalı/karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile, davanın davaya konu mevcut TPMK nezdinde tescilli markalarının 6769 Sayılı SMK'nun 5/2 maddesine dayandırdığını, ancak davacının iddia ettiği hususların yasanın bu maddesine uymadığını, iddialarının tamamen bir hak oluşturmaya dayalı savunmalar olduğunu, taraflarınca davacının tescilli markalarına yönelik tecavüzü sebebiyle Mahkememizin .... D.İş sayılı dosyasında ikame edilen delil tespiti ile de bu hususun sabit olduğunu iddia ederek, asıl davanın reddini ve müvekkilinin markasına yönelik tecavüzün önlenmesini, şimdilik 200,00 TL maddi v 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden iibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı karşı davacı vekili 01/10/2024 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 1.000.000,00 TL tutarına ıslah etmiş ve harcını yatırmıştır.
Mahkememizin 09/06/2022 Tarih, .... Esas ve .... Karar sayılı "A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN; davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli .... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,
B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davalının karşı davasının REDDİNE," dair verilen karar, davalı karşı davacı vekilinin istinaf talebi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 08/12/2022 Tarih, .... Esas .... Karar sayılı " bilirkişi heyeti tarafından davalı-karşı davacının 2002 ve sonraki tarihli markasal kullanımının tespit edilmesine rağmen, davalı-karşı davacının markasındaki esaslı unsurun " ...." ibaresi olduğu gözetilmeyerek, davalı-karşı davacının önceye dayalı üstün hak sahipliğinin bulunmadığı sonucuna ulaşılması hatalıdır. Açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacının, davacı-karşı davalının 2013 yılında kullanmaya başladığı "..." ibaresi yönünden geçmişe dayalı üstün hak sahipliği bulunduğundan asıl davadaki davalı-karşı davacının "...." markasının hükümsüzlüğü şartları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gereklidir. Kabule göre; davalı-karşı davacının tescilli ve geçerliliğini sürdüren .... tescil numaralı .... markasına davacı-karşı davalı tarafından tecavüz edildiğinin de kabulü zorunludur. Tüm bu nedenlerle, karşı dava yönünden davalı-karşı davacının marka hakkına tecavüzün tespiti ve tazminat talepleri yönünden denetime elverişli rapor alınarak, oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olduğundan davalı-karşı davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına" ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmış ve dosya yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize iade edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararında işaret edildiği şekilde tüm incelemeler yapılmış, maddi tazminat hesabı yaptırılmış ve karşı davacı vekili arttırım dilekçesi vermiştir. HMK'nun 353/1-b maddesi kapsamında Bölge Adliye Mahkemesi'nin aksi düşüncede olması halinde yeniden esas hakkında karar vermek üzere imkan tanınmıştır. Önceki kararımız kaldırılmış olmakla, bütün sonuçlarıyla ortadan kalktığından yeniden değerlendirme yapılmıştır.
Dosya; dosya kapsamı deliller, önceki bilirkişi raporları ve BAM kararı değerlendirilmek suretiyle, davacı-karşı davalının , davalı-karşı davacı marka haklarına tecavüzünün olup olmadığı, BAM kararında işaret edildiği şekilde, tecavüzün varlığının kabulü halinde davalı-karşı davacının tazminat seçeneği olan net kazanç seçeneği de gözetilerek davacı karşı davalının tecavüz nedeniyle elde ettiği net kazanç ve dolayısıyla davacının isteyebileceği maddi tazminat tutarını gösterir rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, heyet tarafından hazırlanan ve ibraz olunan 07/09/2023 tarihli rapor ile, asıl dava açısından
davacı-karşı davalının 25.02.2016 tarihinden itibaren 41. sınıfta yer alan hizmetlerde
markasal kullanımlarının şeklinde olduğu,
davalı-karşı davacının ..... no ile tescilli ve .... no ile tescilli
markalarının Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu,
davalı adına 02/07/2002 tarihinden itibaren ve .... no ile tescilli
markasının, sahip olduğu esas unsurlarının farklı olması nedeni ile sonraki tarihli
.... no ile tescilli markası için müktesep hak teşkil etmeyeceği,
davacı-karşı davalının hükümsüzlük talebi değerlendirildiğinde; sözkonusu marka ile
davalının 25.02.2016 tarihinden itibaren markasal kullanımlarının davalı adına ....
no ile tescilli markası ile görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzer
olduğu, ve davacının 41. Sınıfta yer alan hizmetlere bu şekil + ... ibaresinin
davalıya göre öncelik hakkı olduğu tespit edilmekle SMK 6/3 ve 25. maddesi uyarınca davalı
adına .... no ile tescilli markasının 41. Sınıfta yer alan hizmetler
açısından hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu,
karşı dava açısından
; davacı-karşı davalının şeklindeki kullanımlarının davalı-karşı davacı adına
..... no ile tescilli no ile tescilli markası ile benzer olduğu ve fakat davacı-
karşı davalının tescilsiz eskiye dayalı kullanımlarında davalı-karşı davacıya göre öncelik hakkı olduğu, davacı-karşı davalının başkaca bir şekilde kullanımlarının da mevcut olmadığı
göz önüne alındığında davacı-karşı davalının , marka hakkına tecavüz teşkil edecek herhangibir
eyleminin tespit edilemediği,
davalı-karşı davacı tarafın, maddi tazminat talebi doğrultusunda, davacı-karşı davalı tarafın
ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığından, muhtemel kazanç hesabının
yapılamadığı, davalı-karşı davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50.
ve 51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Davacı/karşı davalı taraf karşı dava yönünden kesin süreye rağmen ticari defterleri ibraz etmediğinden, ibrazdan kaçınmış sayılmasına ve bu hususun da gözetilerek sektör uygulamaları , işletmelerin niteliği gözetilerek; dosyanın en son rapor tanzim eden bilirkişi heyetine taraf itirazlarını karşılar, davacı karşı davalı eylemlerinin karşı davacının markadan doğan haklarına tecavüz veya haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü halinde, net gelir metoduna göre genel giderler hesaba katılmaksızın dava tarihi olan 17/05/2017 tarihinden geriye olan dönemde kısmen SMK ve kısmen de KHK'nın yürürlükte olduğu dönem belirtilerek markanın kazanca etkisi belirtilerek istenebilecek maddi tazminat tutarını gösterir ek rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, heyet tarafından hazırlanan 30/05/2024 tarihli rapor ile,
davacı-karşı davalı tarafından, mahkeme tarafından verilen kesin süre içerisinde ticari
defter ve belgeler incelemeye sunulmadığından, davalı-karşı davacı tarafın maddi
tazminat taelbi yönünden inceleme yapılamadığı, sektör bilrikişi tarafından sektörel
uygulamalar ve işletmenin yapısı dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler
kapsamında, 17.05.2017 tarihinden geriye doğru olan dönem için iki farklı muhtemel
kazanç hesabı yapıldığı, Örnek-1 de yapılan değerlendirmeler kapsamında davacı-
karşı davalı tarafın, eğitim faaliyetleri kapsamında elde edebileceği muhtemel
kazancın 21.095.928,00 TL. Örnek-2 de yapılan değerlendirmeler kapsamında
davacı-karşı davalı tarafın, eğitim faaliyetleri kapsamında elde edebileceği muhtemel
kazancın 19.991.208,00 TL. olabileceği,
Mahkeme tarafından, sektör bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamalardan,
Örnek-1 de görülen bilgilerin kabul edilmesi halinde, dava konusu markanın satışlara
olan etkisi üzerinden yapılan muhtemel kazanç hesabına göre, davacı-karşı davalı
tarafın ödemesi gereken tazminatın 8.438,371,20 TL olarak hesap edildiği, Örnek-
2 de görülen bilgilerin kabul edilmesi halinde, dava konusu markanın satışlara olan
etkisi üzerinden yapılan muhtemel kazanç hesabına göre, davacı-karşı davalı tarafın
ödemesi gereken tazminat tutarı 7.996.483,20 TL. olarak hesap edildiği,
davalı-karşı davacı tarafın maddi tazminat talebinin Türk Borçlar Kanununun 50. ve
51. Maddelerine göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir.
Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve bu karar üzerine aldırılan bilirkişi raporu ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; asıl dava yönünden yapılan değerlendirmede, davalı-karşı davacının daha önceki bir tarihte adına tescil edilmiş olan .... tescil no.lu markasının .... no.lu marka
bakımından müktesep hak teşkil edip etmeyeceği önem arz eder.
Marka hukuku açısından müktesep hak tescilli markada yer alan asli
unsurların aynı kişi tarafından daha sonra yapılacak marka başvuruları açısından farklı
kombinasyonlarla tescile konu edilebilmesidir. Davalı-karşı davacı adına 2002 yılında tescil edilmiş olan .... no.lu
markası “.....” ibareleri ve şekil unsurundan oluşmaktadır. Markada
“kolej” anlamına gelen “....” ibaresi eğitim-öğretim hizmetlerinde kullanılan
yardımcı/tanımlayıcı bir ibare olduğundan ayırt edici özelliği bulunmamaktadır.
Davacı markasında yer alan diğer ibare “...” ibaresidir. Markadaki “.....”
ibaresi coğrafi bir yer adıdır. TürkPatent Marka İnceleme Kılavuzu’nda, ülkemizdeki şehir,
bölge veya maruf mahal isimlerinin (örneğin İstanbul, Ankara veya İstanbul’un maruf bir
ilçesinin adı olan sadece “Pendik” sözcüğünün) tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka
olarak tescil edilemeyeceği; bir kişinin tekeline bırakılamayacağı belirtilmiştir. Münhasıran il
adından oluşan tescil başvurularının yanı sıra, Türkiye’deki maruf (herkesçe bilinen, tanınan)
ilçe ve yerleşim yerlerinin isimlerini tek başına (başka herhangi bir unsur bulunmaksızın) içeren
marka tescil başvuruları mutlak red nedeni olarak kabul edilmektedir. Davalı-karşı davacı markasındaki “....” ibaresi İstanbul’un Bakırköy İlçesi’ne bağlı
bir semt adıdır. Havaalanının burada bulunması sebebiyle ülkede herkes tarafından bilinmektedir. Davalı-karşı davacı belirtilen Yeşilköy Semti’nde eğitim-öğretim hizmeti
verdiğini beyan etmektedir. Bu nedenle markadaki “....” ibaresi tek
başına markada ayırt edici bir unsur değildir. Bu halde markaya başkaca unsurlar eklenmek
suretiyle ayırt edici hale gelmesi sağlanabilir.
Davalı-karşı davacı markasında yer alan diğer bir unsur ise “...” ibaresidir. Davalı-karşı davacının ... no.lu “....” markasında
yer alan “....” ibaresi bir yılı göstermektedir. Bu ibare markaya ayırt edicilik kazandıran bir
unsur olarak değerlendirilebilir.
Davalı-karşı davacının ... no.lu markasındaki şekil unsuru “...” üzerinde “dünya şekli” ile betimlenmektedir. Markaya bir bütün olarak bakılacak olursa,
markadaki şekil unsurunun ön planda olduğu görülmektedir. Markadaki yazı unsurlarının ayırt
edici gücünün zayıf ibarelerden oluştuğu dikkate alınacak olursa, ..... no.lu
“.....” markasının sonraki marka tescilleri için müktesep hak
teşkil edebilmesi için, ayırt edici gücü zayıf olan yazı unsurlarından ziyade özellikle şekil
unsurunun sonraki marka tescillerinde bulunması beklenir. Nitekim, dosyada görevlendirilen bilirkişi heyetince
yapılan teknik incelemede, davalı-karşı davacının www....com alan adlı internet
sitesinde süregelen markasal kullanımlarında daima “....” ibaresi ile “....” ve “....” unsurlarına yer verdiği tespit edilmiştir.
Davalı-karşı davacının sonraki marka tescilini inceleyecek olursak: 2016 yılında tescil
edilmiş olan ... no.lu markası koyu yeşil renkte “....”
yazı unsurlarından oluşmaktadır. Markadaki “....” harfi koyu yeşil daire şekli içerisinde yer
almaktadır. Davalının sonraki marka tescilinde, tek başına ayırt edici gücü düşük olan
“....” ibaresi yer almakla beraber, diğer yazı unsuru olan “...” ibaresi ile “....” ve “....” unsurları bulunmamaktadır.
Netice itibariyle, .... no.lu “....” markasında, 2002 yılında tescil
edilmiş olan markada ayırt edici olan markadaki şekil unsurları (kalem ve dünya şekilleri) ve
“2001” ibaresi bulunmamakla, önceki markanın asli unsurlarının sonraki markada muhafaza
edilmediği görülmektedir. Bu durumda, 2016 tarihli sonraki marka tüketici nezdinde
yenilenmiş bir marka imajı olarak değil; farklı bir marka olarak algılanacaktır. Somut olayda,
davalı-karşı davacının 2002 tarihli önceki marka tescilinin, asıl davada hükümsüzlüğü istenen
... no.lu sonraki markası yönünden müktesep hak teşkil etmeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Esas davada, ... no.lu “.....” markasının hükümsüzlüğü talep
edilmektedir. Davacı tarafç dosyaya ibraz edilen deliler ve görsel malzemeler dosyadaki bilirkişi raporlarına göre, davacısının yoğun şekilde reklamlar yapmak suretiyle davalı ile aynı bölgede okul açtığı, 25/02/2016 tarihinden itibaren 41. Sınıfta yer alan hizmetlerde “.....” ibaresine ayırt edici şekil unsurları eklemek suretiyle
“.....” markasını kullanmaya başladığı, davacı-karşı davalının bu
markasal kullanımının, davalının .... tescil no.lu “.... ” markasının
tescil başvuru tarihinden (07/04/2016) daha önceki tarihte başladığı tespit edilmiştir. Tescil, marka üzerinde hak sahipliğinin kazanılmasında zorunlu bir unsur değildir. Marka
üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye
aittir ki, buna “gerçek hak sahibi” denir. Davacı taraf da sunduğu delillerle, davalı markasının tescil
başvurusunun yapıldığı 07.04.2016 tarihinden önce benzer markayı kullandığını ispat eder
delilleri dosyaya ibraz etmiş olmakla, esas davada SMK m. 6/3’e dayalı hükümsüzlük
şartlarının gerçekleştiğinin kabulü gerekmiştir. Taraflar aynı bölgede , aynı faaliyet konusunda (eğitim-öğretim) faaliyette bulunmakta olup, davacının yoğun olarak yaptığı reklam faaliyetinden sonra aynı görseli tescil ettirmesinin de iyi niyetli olmadığı ve böylece SMK 6/9 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulü ile markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir.
Karşı davadaki marka haklarına tecavüz ve tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise, asıl davadaki hükümsüzlük yönünden yapılan değerlendirmede belirtildiği üzere davacı/karşı davalının (....) şeklindeki kullanımlarının davalı-karşı davacı adına olan ve hükümsüzlüğüne karar verilen ... tescil nolu ....) markası ile benzer ise de davacı/karşı davalının tescilsiz eskiye dayalı kullanımlarında davalı/karşı davacıya göre öncelik hakkı bulunduğundan davacı-karşı davalının başkaca bir şekilde kullanımının da mevcut olmadığı, yukarıda değinildiği üzere önceki tarihli davalı adına olan .... no.lu markaya da herhangi bir tecavüzünün bulunmadığı anlaşılmakla karşı davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN;
1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ..... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL ilam harcından 31,40 TL peşin harcın mahsubu ile, 396,20 TL bakiye karar harcının, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 40.00,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 62,80 TL dava ilk masrafı, 495,00 TL tebligat - tezkere masrafı ve 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.057,80 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davalının karşı davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL ilam harcından 31,40 TL peşin harcın mahsubu ile, 396,20 TL bakiye karar harcının, davalı/karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen tecavüz davası nedeniyle 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalı/karşı davacıdan alınarak, davacı/karşı davalıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen maddi tazminat davası nedeniyle 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalı/karşı davacıdan alınarak, davacı/karşı davalıya verilmesine
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen manevi tazminat davası nedeniyle 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davalı/karşı davacıdan alınarak, davacı/karşı davalıya verilmesine
6-Davalı/karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
C-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
D-Talep halinde kararın taraflara tebliğine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/11/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır